ROMATOİD ARTRİT VE ANKİLOZAN SPONDİLİTTE  BİYOLOJİK TEDAVİLER

İltihabi romatizma hastalıkların tedavisinde tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de basamak tedavisi  uygulanır. Öncelikli olarak hastalığın, hastada oluşturabileceği hasar hakkında risk analizi oluşturulur. Bunlar prognostik faktörler olarak adlandırılır.  Erken dönemde steroid tedavisi, ağrı kesici ve hastalık üzerinde yavaş etkisi olan ilaçlar, tekli veya kombinasyon şeklinde kullanılır. Hastalığı erken dönemde kontrol altına almak için steroid (kortizon) tedavisi çok önemlidir. Hastaların şikayetleri birkaç gün içinde azaltabilir. Ancak çoğu bu ilaçları yan etkiler nedeniyle kullanmak istemezler. Burada karar yetkisi hekimde olmalıdır. Çünkü vücutta oluşmuş olan iltihabı süreç steroidten daha fazla zarar verebilir. Hekim kullanılması gerekli minumum süreyi ve dozu düzenlemelidir. Steroiler vücuttu üretilen hormonlar olduklarından dolayı, vücutun steroid  üretim ritmine göre uygulanmalıdır. böylelikle yan etkiler en az düzeye indirilir. sabahları erken saatler verilir.  Steroidler, hastalık üzerine yavaş etkisi olan ilaçlar etkilerini ortaya çıkması için zemin hazırlar. Bu tedavilerle romatoid artrit hastaların % 30-40’unu kontrol altına alınabilir. 

Bu tedavilerle en az altı ay takip edilen ancak istenilen sonuçlara ulaşılmayan hastalar biyolojik tedaviler verilir. Biyolojik tedavilerin (anti TNF, tosiluzumab, abatesept, rituksimab gibi) amacı bağ dokusunda iltihab dokusundan üretilen çeşitli hücresel sinyallerin etkisini ortadan kaldırmaktır. Bu ilaçlar  Romatoid artrit ve Ankilozan spondilit (kamburluk hastalığı) tedavisinde,   bu hastalıklara özgü farklılık göstererek kullanılır. Bu hastalıkların nasıl oluştuğu tam olarak aydınlatılamamıştır. Ancak bu hastalıklarda bağışıklık sistemi ile ilgili bir bozukluğun üzerine genetik ve çevresel faktörlerin etkili olduğu düşünülmektedir. Genetik yatkınlığı olan bireylerde geçirdikleri enfeksiyonlar ve bunlara ait yıkım ürünleri bağışıklık sistemi tarafından tanınır ve hastalığın tetiğini çeker. Sigara içmek ve yanlış beslenme  bağışıklık sisteminin bozulmasına yol açabilir. Hatta bu durumda bağışık hücreleri vücudun kendi hücrelerinin yapısına da  saldırabilir. Biyolojik tedaviler bozulmuş bağışıklık sistemi tarafından  oluşturulan sinyalleri etkisiz hale getirerek, iltihabın sınırlı düzeyde kalmasına  sağlar.  Vücudumuzu  bir ülkeye benzetirsek eğer, ülkenin herhangi bir yerinde oluşan bir isyanı baskılamak amacıyla, teröristlerin haberleşme ağına müdahele etmeye  benzetebilir. Bu ilaçlar çoğu zaman problemi tam olarak ortadan kaldıramaz. Ancak yeni araştırmalar sonucunda ankilozan spondilitte kamburluk  oluşumunu erken dönemde ve uzun sure kullanıldığında azalttığı görülmüştür. Yine romatoid artritte yeni oluşabilecek eklem hasarını azalttığı gösterilmiştir. Bu tarz ilaçları kullanılması için bazı prosedürler oluşturulmuştur. Özellikle hastalar verem, hepatik ve kanser taramasına tabi tutulurlar. aratırmalarda bu ilaçları kullanan az sayıda hastada bu riskleri arttırdığı tespit edilmiştir.