TROMBOSİT ZENGİN PLAZMA (PRP) TEDAVİSİ

Trombosit açısından zengin plazma (PRP) ile kas-iskelet sistemi hastalıkları üzerinde yapılan çalışmalardaki  klinik veriler  umut vericidir. Trombosit (kan pıhtılaşmasını sağlar) açısından zengin plazma (PRP),  bireyin kendi kanının çeşitli işlemlere tabi tutulup ayrıştırılarak elde edilir. Elde edilen bu sıvı yoğun miktarda trombosit içerir. PRP uygulamasının etkinliğinin mekanizması tam olarak aydınlatılamamıştır ve hastalıklara bağlı olarak etkinliği değişkenlik gösterebilir. Genel olarak PRP yan etki yönünden güvenli bir tedavi yöntemidir.

Normal insan kanında trombosit sayısı 150.000 ila 350.000/mL arasında değişir. Trombositlerde bulunan alfa granülleri büyüme faktörleri içerir. Trombositten zengin sıvı vücudun doğal iyileşme sürecini artırmak için hasarlı bölgeye uygulanır.PRP aynı zamanda neovaskülarizasyonu (yeni damarlanmayı) da teşvik edebilir.  Bu da hücrelerin yaralanan dokuyu yeniden üretmesi için gereken kan akışını ve besin maddelerini sağlar. Aynı zamanda bu bölgeye yeni hücreler getirebilir ve hasarlı dokudaki kalıntıları temizleyebilir.  

PRP, günümüzde  genellikle trombositten zenginleştirilmiş olarak uygulanmaktadır. PRP tipik olarak ayrıca lökosit (bağışıklık hücreleri) zengini PRP (LR-PRP) preparatı olarak da elde edilebilir. Günümüzde yapılan araştırmalar, kanın lökositlerle birlikte ayrıştırılarak yapılan PRP uygulamalarının daha etkili oluğunu savunmaktadır. Her ikisinin de özellikle kronik tendinopati (tendon)  hastalıklarında etkili olduğu düşünülmektedir. Şu anda piyasada 16'dan fazla ticari PRP sistemi mevcuttur ve maliyetleri farklılık gösterir. PRP toplama ve hazırlama protokolünde biraz çeşitlilik vardır. Genellikle, tam kan toplanır ve antikoagülan (pıhtılaşma önleyici) faktör ilave edilir. Uygulanacak bölgeye lokal anestezi yapılır. PRP işlemi ağrılı bir işlemdir. Hazırlanan sıvı materyali ilişkili bölgeye uygulanır. İlk 2-3 gün soğuk uygulama yapılır ve herhangi bir ağrı kesici kullanılmaz. Bu uygulama, hekim tarafından belirlenen sıklıkla tekrarlanabilir.

Klinik çalışmalar, diğer tedaviler ile istenilen sonuca ulaşılamayan lateral epikondilit (tenisçi dirseği) hastalarında PRP'yi değerlendirilmiştir. PRP ile yapılan çalışmalarda, lateral epikondilit semptomlarının  uzun süre rahatladığı ve bu nedenle daha sürdürülebilir bir tedavi etkisinin olduğu sonucuna varılmıştır.

Eklem içi LP-PRP enjeksiyonu güvenlidir ve diz osteoartrit (kireçlenme) hastalığının ağrı semptomlarını yaklaşık 6 ay boyunca azalttığı görülmüştür. Ancak hastalığın ana problemi olan kıkırdak aşınması üzerine olumlu etkileri tam olarak gösterilememiştir. Genel olarak, sınırlı veri olmasına rağmen, kalça OA (kireçlenme) için eklem içi PRP enjeksiyonun güvenli olduğu ve ağrı azaltmada ve ölçülen fonksiyonlarda bir miktar etkinliğe sahip olduğu rapor edilmiştir. Bu araştırmalarda genellikle eklem içine uygulanan diğer  osteartrit ilaçları (hyalünorik asit ve kortizon)  ile kıyaslanmıştır. Genel olarak PRP tedavileri diğer uygulamalara kıyasla daha genç hasta gruplarında etkili olduğu düşünülmektedir.

Patellar tendinopati (ön diz ağrısı) ve plantar fasit (topuk dikeni) hastalıklarında PRP enjeksiyonları için yüksek kalitede kanıt bulunmamakla birlikte, tedavide başvurulabileceği ifade edilmektedir.  Yine , omuz bölgesinde kas yaralanmalarında, dizde ön çapraz bağ yaralanmalarında ve aşil tendon hasarında uygulanabileceğine ait düşük düzeyde kanıtlar bulunmaktadır. Bu tedavilerin etkinliğini araştırmak için daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır. Her ne kadar yapılmış olan ön çalışmalar,  PPP'nin yumuşak doku problemleri için umut verebileceğini düşündürse de, bunu doğrulamak için daha geniş çaplı, uygulama şekillerinin daha iyi tespit edildiği  klinik çalışmalar gereklidir.