OSTEOARTRİT (KİREÇLENME)
65 yaş üzerindeki insanların çoğunda, 75 yaş üzerindekilerin % 80’inde radyolojik (röntgen incelemelerinde) olarak osteoartrit (kireçlenme) bulunmaktadır. Osteoartrit, eklem kıkırdağında bozulma nedeniyle eklemde ağrı ve fonksiyon kaybına yol açan ve eklemi oluşturan kemiklerde değişikler oluşturabilen bir hastalık grubu olarak tanımlanmaktadır.
Osteoartrit (OA). genetik faktörler, eklemde iltihabi durum, mekanik yükler ve eklem bütünlüğünün bozulması sonucu eklem kıkırdağında yıkımla sonuçlanan bir hastalıktır. Osteoartrit en sık görülen eklemin romatizmal hastalığıdır ve ara ara eklemde sıvı birikimine neden olup iltihabi durum oluştursa da genel olarak iltihabsız eklem hastalığı olarak tanımlanır. OA oluşumunda yaşlanma önemli bir faktör olmasına karşın basit bir yıpranma –aşınma süreci olmadığı kabul edilmektedir. Genel olarak 30 yaş altındaki %1, 65 yaş üstü bireylerde % 70-80 osteoartrit görülmektedir. En önemli risk faktörleri arasında yaş, cinsiyet, obesite ve kalıtım ve mesleki faktörler söylenebilir. Kadın ve erkekler eşit oranda bu hastalıktan etkilenir. Ancak kadınlarda daha fazla şikayet oluşturabilir. En sık diz eklemlerinde görülür. Omurgayı ve el eklemlerini tutarak şekil bozukluğuna neden olur. Erken dönemde harekete başlangıçta ağrı ve tutukluk ön planda iken, ilerleyen dönemde günlük yaşam aktivitelerinde (yürüme, merdiven çıkma, çömelme gibi) kısıtlık oluşturur.
Tedavi genellikle etkilenen ekleme yöneliktir. Örneğin diz eklemi etkilenmişse erken dönemde ağrı kesiciler ve kas gevşeticiler kullanılabilir. Ağrılı dönemde eklemin istirahat ettirilmesi, sıcak veya soğuk uygulamalar ve eklemin ortezlerle desteklenmesi gerekir. Özellikle diz ve kalça eklem tutulumunda nutrisyonel tedavilerden (kıkırdağın yapısını oluşturan preperatlar) yararlanılabilir. Bu preperatlar bazen hasar görmüş ekleme ultrasonografi eşliğinde uygulanabilir (viskusuplemantlar, PRP, eksozom, hücresel kök hücre uygulamaları....) (https://youtu.be/dcCSN9weGeM). Eklemde ağrı ve şişliğin yoğun olduğu dönemlerde sıvı boşaltılıp eklemin içine enjeksiyonlar yapılabilir.
Tedavinin ana kısmını eklemin korunması oluşturmaktadır. Gençlik döneminden itibaren eklemlere yönelik travmaların azaltılması, kilo kontrolü ve eklemi çevreleyen kasların güçlendirilmesi gerekmektedir. Ancak maalesef günümüzde bu önlemler hastalık ortaya çıktıktan sonra yapılmaktadır. Bu yöntemlerin gerçek hedefine ulaşması için yaşamın erken döneminden itibaren eklem hasarını azaltmaya yönelik önlemler ve aktiviteler konusunda farkındalık arttırılmalıdır.