Omuz Ağrıları

    Yapılan çalışmalarda omuz ağrısının sıklığı % 7-10 arasında değişmektedir. Yaşla birlikte bu oran artmaktadır. 40’lı yaşlardan sonra omuz ağrısı her 5 kişiden birinde görülebilir. Omuz ekleminde yumuşak dokular (kaslar, tendonlar, bursalar..) yoğundur. Omuz eklemi çok hareketlidir ve karmaşık bir yapısı vardır. Omuz hareketleri esnasında kaslar ve tendonlar bu harekete ileri düzeyde katkıda bulunurlar. Omuzda en sık görülen sorunların kaynağı omuzun hareketine olanak sağlayan kasların ve tendonların kemiksel yapılar arasında sıkışmasıyla oluşur. Bu duruma sıkışma sendromları denir. Kolunu yukarıda uzun süre omuz seviyesinin üzerinde tutmak zorunda kalan işçilerde, boyacılarda, sporcularda, öğretmenlerde sıklıkla görülebilen bir durumdur. Erken dönemde kısa süreli ağrı atakları olabilir. Ağrılar özelikle aktivite ile artar hastanın omuz ağrısı geceleri uykularını olumsuz etkiler ve genelde hastalar omzunun üstüne yatamaz. Klasik ağrı kesicilerden arzu edilen rahatlama elde edilmeyebilir. Hasta ağrıdan dolayı hareketini sınırlar, hekime başvurmayı ihmal ederse, zamanla donuk omuz tablosu ortaya çıkar. Donuk omuzun tedavisi hem hasta açısından hem de hekim için zordur ve tedavisi aylar alabilir.

    Bu bölgedeki zedelenmeye ikincil olarak kalsifiye alanlar görülebilir. Kalsifik tendinit denilen bu durumda hasta kolunu kıpırtadamaz bile. Geceleri bu ağrıdan dolayı uykusu bozulur, yaşam kalitesi olumsuz etkilenir. Bu nedenden dolayı erken başvuru, doğru tanı ve tedavi omuz ağrılarında çok önemlidir.  Yanı sıra diğer kas iskelet sisteminden ve iç organlarda yansıyan ağrılarda omuzda hissedir. Omuz ağrısının nedeni ciddi iç organ patolojileri de olabilir. Bu durumun aydınlatılması gerekir.

    Karmaşık yapısı nedeniyle omuz ağrısının nedenini belirlemek amacıyla genellikle ileri görüntülemeye ihtiyaç vardır. MR gibi süreci uzatan görüntüleme yöntemleri hastaya zaman kaybettirilebilir. MR tespit edilen patolojiler her zaman hastanın şikayetinin ana kaynağı da olmayabilir. Bundan dolayı hastanın muayenesi ile birlikte aynı hekim tarafından yapılan ultrasonografik inceleme tanıyı doğrulamakta daha uygundur. Kliniğimizde omuz ağrısını tanısı için ultrasonografi kullanılmaktadır. Aynı zaman enjeksiyon tedavileri ultrasonografi ile yapılmaktadır. Kliniğimizde yaptığımız çalışmalarda ultrasonografi ile yapılan enjeksiyonların olumlu etkilerini sıklıkla görmekteyiz. Çalışmamızda problemli alanın ultrasonografi ile tespit edilmesi ve doğru bölgeye enjeksiyon yapılması tedavi sonuçlarını olumlu etkilemektedir. Şu ana kadar gözlemimiz hastalarımızın bu uygulamadan oldukça memnun oldukları yönündedir. Bu enjeksiyonlar doğru fizik tedavi uygulamaları ile birleştirildiğinde tedavinin etkinliği bir kat daha artmaktadır.