GUT HASTALIĞI
Gut hastalığı, halk arasında zengin hastalığı olarak bilinir. Osmanlı döneminde ve daha eski çağlarda padişahlarda ve krallarda görülmesi nedeniyle zengin hastalığı olarak isimlendirilir. Erkeklerde 40 yaşın üzerinde en sık görülen iltihabi romatizmal hastalıktır. Bu hastalığın genetik potansiyeli bulunmaktadır. En önemli tedavisi ise iyi beslenmedir. Aşırı miktarda kırmızı et, sakatat ve alkol tüketimi kanda ürik asit miktarını arttırır. Kanda ürik asitin yükselmesi (hiperürisemi) ile karakterizedir. Ürik asit vücutta metabolik olaylar sonucu ortaya çıkabileceği gibi aşırı miktarda pürinden zengin diyet sonrasında da görülebilir. Ürik asit ortalama olarak 7 mg/dl üzerindeki değerlerde eklemlerde monosodyum ürat kristalleri olarak birikim yapar. Bu monekül, eklemlerde ve çevresinde iltihabı tetiklemektedir. Hiperürisemiye zemin hazırlayan bazı durumlar vardır. Bunlar arasında travma, cerrahi girişimler, bazı ilaçlar, obezite ve alkol tüketimi sayılabilir.
Hastalık ayak eklemlerinde özellikle de ayak baş parmağında başlar. Gece ağrısı tipiktir. Olay genellikle aşırı pürinden zengin beslenme, alkol kullanımı ve travma sonrası başlar. Hastalar ağrıyı çok şiddetli olarak tarifler. Eklem üzeri kızarık ve şiştir. Hastalar ekleme dokunulmasından bile rahatsızlık duyarlar. Çoğu zaman bu ağrıdan dolayı acil servislere başvururlar. Eklem tutulumu ataklar şeklindedir. Kısa zaman içinde kendini sınırlar ve iyileşir. Ancak zamanla sıklığı artabilir ve kalıcı bir hal alarak eklemlerde fonksiyon bozukluklarına neden olur. Gut hastalığının eklemlerden sonra en çok zarar verdiği organ böbreklerdir. Eklem tutulumlarının sıklığı ve şiddeti arttıkça hiperürisemi böbrek fonksiyonlarını olumsuz etkiler. İlerleyen dönemlerde ürik asit taşlarına da neden olur. Uzun dönemde yüksek ürik asit düzeyleri kalp damar sistemine de zarar verir.
Gut hastalığının tedavisi diyet, bol sıvı alınması (günde 2-3 litre), alkolden uzak durulması ve düzenli egzersizdir. Eklem tutulumunda istirahat, soğuk uygulama ve ilaç tedavilerinden yararlanılır. Atakları önlemek amacıyla hastanın düzenli ilaç kullanması gerekebilir. Diyette hasta pürin içeren yiyeceklerden (kırmızı et, sakatat, kabuklu deniz ürünleri, balık) uzak durulmalı ve tek öğünde aşırı tüketilmemelidir (örneğin; bir günde 2-3 adet köfte veya 1 avuç içi miktarında et). Et tüketiminde az yağlı olanlar tercih edilmeli ve beraberinde yoğurt gibi besinler tüketilmelidir. Kiraz, çilek, yaban mersini gibi yiyecekler ve kabak, salatalık gibi bol su içeren sebzeler kandaki ürik asit dengesinin sağlanmasına yardımcı olur. Ambalajlı, karbonhidratlı ve tam yağlı yiyeceklerden uzak durulmalıdır. Hasta hafif yürüyüşleri ve hafif sporları günlük yaşantısından eksik etmemelidir (Haftada 2 kez 45 dakika).
Ürik asit miktarı diyetle kontrol altına alınamayan hastalarda, kandaki ürik asit miktarını düşüren ilaçlar kullanılır. Yine eklem tutulumu olan hastalar, ağrı kesicilerden, kortizon ve kolsişin tedavisinden fayda görürler. Bu tedavilerin devamlılığına, düzenli kan testleri ve fizik muayene ile hekim tarafından karar verilmelidir. Bu tedavilerle kontrol alınamayan hastalarda ileri medikal tedavilerden yararlanılır.